August 26
...

SeN eRKeN GiTTiN BeN GeÇ FaRKeTTiM..
Bir haykırış bu,duymayacağını bile bile..
ne işim var diyorum bu saatte bu arada,sana olan bu sitem niye??
canımı acıtmaya alıştım ben peki bu özlem niye..
dudaklarının bi başka ismi telaffuz etmesi kötü..bi başka isim için koşman bütün yolları,geçmen engellerive ben öyle durmuş sana bakarken beni hatırlamaman çok kötü..
neden bütün şarkılar sana yazılmış,neden köşedeki çicekçi senin için satmakta çiçekleri,
neden filmlerdeki bütün basroller sana benzemekte,neden senin için ağlatmakta beni "babam ve oğlum"filmi,
neden seni görüyorum her duyduğum seste..
neden gözüm ve gönlümsün??çekip gitme sırası bende...
ama aklım hep geride kalacaksa hangi yol beni götürür senden uzaga??
senin geçtiğin yollar benden izler taşımıyor muydu,adım yazılı değil miydi tabelalarda,
aynaya baktğında gördüğün yüz benim değil miydi,
ya yüreğinin yarısı ne zaman çekip gitti benim ellerimden..
sen erken gittin ben geç farkettim..
bana geceler kaldı,adını bağıra bağıra yazdığım duvarlar,
kırıp attığım camlar kaldı,
bazen kollarımı kesmekte o kırılan parçalar
ama acıya alışmışcasına acı vermemekte, ağrıyan yerlerim..
bana çarpmasın bundan sonra kalbinin parçaları,
yüzünü yaklaştırma bu kadar yüzüme
ve nolur okşama ellerimi,gideceksen git tamamen,
gideceksen dudaklarını al,ellerini götür,bakışlarını çevir uzaklara..
gideceksen benim bi suçum yok bilesin..
kalacaksan,yarim ol,yarenim ol.. kalacaksan benim ol..
gözlerim ol,ellerim ol bende içeri gir,ruhum ol!
"hoşgeldin"lerim bitti, hoşçakal diyecek gücüm kalmadı..
ama gel sen,hep gel.. gidişler iki kişilik olsun,
gideceksen eğer,
ben kalamam ardındasana bi zararım olmaz
ben yanında giderim..

SUSTUM..
Sustum!
Ne kadar susulacaksa o kadar sustum!
kendimle konuşuyorum şimdi yalnız...
yalnız yüreğimle dokunuyorum sesime
kimse duymuyor...
sustum!
sustu dudağımdaki şarkı, gözlerimdeki şiir
yaraları yalayan rüzgar
sokaklarında kahrolduğum şehir
gözlerim konuşuyor yalnız...
sustum!
bin ah sürüp dudaklarıma
ne kadar susulacaksa o kadar sustum!
sustu benimle deniz,
sustu deli dalgalar, sustu martılar...
umutlarımı sarıp rüzgarlara
uzaklara savuruyorum her gece
yıldız yapıp serpiyorum gökyüzüne
kimse görmüyor...
saçı ağarmış hayaller
nemli kirpiklerle
bulutlandığında gözlerim
gökte şimşek olup çakıyorum
kimse görmüyor...
Sustum!
tuz basıp yaralarıma!
sustum...
içinde volkanlar taşıyan bir derviş gibi
yaslanıp yalnızlığın duvarına
gül döküp kalabalıklara
kimsesiz geziyorum gönül ülkemi her gece
kimse bilmiyor..
sustum!
sustu benimle gök, sustu dağ, sustu toprak
acılar konuşuyor şimdi yalnız
yaralı gönlümün sızıları konuşuyor
tutup öldürüyorum içimdeki sevdaları bir bir
atıyorum uçurumlardan
kimse görmüyor...
sustum!
saçlarını kokluyorum rüzgarların
dudaklarından öpüyorum hayatı
içimde incecik bir sevgi ürperiyor
sarı hüzünler dökülüyor gönül bahçeme
gelmiyor beklediğim bahar
yaralar merhem tutmuyor
gözyaşı olup dökülüyorum kaldırımlara
mendil silmiyor
yağmur dinmiyor
sevdiğim bilmiyor...
Sustum!
sustu benimle sarı sabır, sustu hasret, sustu zaman
sustum
yalnız gözlerimle dokunuyorum hayata
kimse duymuyor...
sustum!
İçimdeki dalgalar kabardıkça volkanlar gibi
sustum
sustu dudaklarım, sustu gözyaşlarım
sustu gözlerimdeki şiir
gönlümdeki nehir
bulutlar haykırdı isyanımı
şimşekler haykırdı
sadece ben duydum
sadece ben
sustum!
ey beşiğini sallayıp boğduğum hayat
kucağımda büyütüp öldürdüğüm sevgi
yaralar merhem tutmuyor
geceler avutmuyor
ben sustum
acılarım konuşuyor yalnız...
Ben sustum!
susmuyor yüreğimi kavuran kasırga
pencereme vuran yağmur damlaları
susmuyor her gece dışarda inleyen rüzgar
gelmiyor bahar
kuşlar sevinmiyor
yıldızlar küs
ay üzgün
güneş doğmuyor
acılar dinmiyor
içimde binlerce şiir kanıyor her gece
kimse bilmiyor...
sustum!
sustu benimle sarı sabır, sustu hasret,
sustu hayat
sustu zaman
acılar konuşuyor yalnız
acılarım konuşuyor
kimse duymuyor...
duymuyor...
duymuyor...
Sustum...!!!!